Bayram tatili, her ne kadar evde de olsak, kızımla geçireceğim için laylaylom modunda karşıladığım bir tatildi. Bir artısı daha vardı tabi: Karşılaşmayacaktık!
Buralarda olmadığını öğrendiğimde nasıl rahatladım, anlatamam.
Ne yalan söyleyeyim, bayramlaşmak bile zor geliyordu.
Bayram ertesi Pazartesi akşamı arayıp özel bir köfte yaptırdıklarını (buharda pişmişmiş), getirmek istediklerini söylediler kocama. Kocam da yemek yapma, köfte geliyor dedi. Ben yine de başladığımı bitirmek üzere devam ettim.
Geldiler. Sadece kızıma kadar getirmişler! "Yok artık" oldum. Eşim her ne kadar kabul etmese de o da şaşırdı. İyi ki yapmaya devam etmişşim yemeğimi diye sevindim.
Neticede dün benim için bayram resmi olarak da bitti, işe başladım. Akşam eve giderken acaba bir yerlerde oyalansam mı diye düşündüm, kendimi hazır hissetmedim karşılaşmak için. Sonra da kızım hasta diye oyalanmadan gitmeye karar verdim. Gündüz temizlikçim olduğu için pırıl pırıl bir evle karşılaşmayı umdum.
Saat 17:45 gibi evdeydim. Bir girdim mutfağa, tezgahın üstünde bulaşıklar, yarım yenmiş tabaklar. Salonda köşede kalmış, yıkanmamış biberonlar. Buzdolabında yarım yarım tabaklar. Tereyağlığıma konmuş haşlanmış sebzeler (ters duruyordu akmasın diye!). Bütün sebze-meyve kaplarımın ağızları açıktı, bütün hepsinin. Bilincimi kaybediyorum sandım. Sonra onu gördüm: Kesik atılmış, ortada öylesine duran bir armut! Yüzlerce, binlerce defa buzdolabındaki tehlikeleri anlattım: Bakteri üremesi, açık besin maddeleri, meyvelerin, sebzelerin çabuk çürümesi, gizli küf vs.
Temizlikçim 16:00 gibi gidiyor. 1 saat 45 dakikada ortamda yaratılan kaos için tebrik etmek istedim, performans muhteşem.
Bayram kesinlikle bitti. Her anlamda.
24 Kasım 2010 Çarşamba
10 Kasım 2010 Çarşamba
Vur kızım vur!
Resmen elim ayağım titredi.
Eve girdim, kzııma görünmeden hemen bir ellerimi yüzümü yıkıyorum ki öperken rahatça yalayabilsin :)
içeriden ses (babaanne & dede): - vur kızım vur! köpeğe vur! (vurunca alkış kıyamet, aferinler, bravolar)
- vur kızım, şimdi de tavşana vur! (yine alkış, yine aferinler)
içeriye girmedim, uzaktan bir merhaba dedim, suratım kıpkırmızıydı, mutfağa geçtim. bir ara dede kucağında kızımla geldi, "biz artık gidiyoruz" dedi, "çok eğlendirdi bizi" dedi.
- vurma nereden çıktı? niye vuruyoruz köpeğe, tavşana dedim (kendimi kontrol edebildiğim kadar sakin)
- e artık laftan anlıyor ya, onu gösteriyor dedi!
Ben ki kızımı şiddet gösterilerinden uzak tutmak için çarptığı köşelere "nannna" yaptırmayan kadın! sevimli mavi cici tavşanını ve pamuk gibi köpekçiğini döven bir kıza sahibim!
Şimdi ben cici, mici diye sevdirmeye çalışıyorum, kızım ikilemin Allahını yaşıyor.
Hey Allahım!
Eve girdim, kzııma görünmeden hemen bir ellerimi yüzümü yıkıyorum ki öperken rahatça yalayabilsin :)
içeriden ses (babaanne & dede): - vur kızım vur! köpeğe vur! (vurunca alkış kıyamet, aferinler, bravolar)
- vur kızım, şimdi de tavşana vur! (yine alkış, yine aferinler)
içeriye girmedim, uzaktan bir merhaba dedim, suratım kıpkırmızıydı, mutfağa geçtim. bir ara dede kucağında kızımla geldi, "biz artık gidiyoruz" dedi, "çok eğlendirdi bizi" dedi.
- vurma nereden çıktı? niye vuruyoruz köpeğe, tavşana dedim (kendimi kontrol edebildiğim kadar sakin)
- e artık laftan anlıyor ya, onu gösteriyor dedi!
Ben ki kızımı şiddet gösterilerinden uzak tutmak için çarptığı köşelere "nannna" yaptırmayan kadın! sevimli mavi cici tavşanını ve pamuk gibi köpekçiğini döven bir kıza sahibim!
Şimdi ben cici, mici diye sevdirmeye çalışıyorum, kızım ikilemin Allahını yaşıyor.
Hey Allahım!
18 Ekim 2010 Pazartesi
Grissini ve bisküvi için ideal saklama kabı - boşuna para dökmüşüm
Vakumlu, havası pompayla alınan kaba koydum, akşama ağzı açık buldum. Kocama söylendim, o anasına söyledi. Birşey değişmedi.
Ağzı sıkıca kapanabilen cam kaba koydum, akşama ağzı açık buldum. Kocama söylendim, o anasına söyledi. Birşey değişmedi.
Ağzı sıkıca kapanabilen plastik kaba koydum, akşama ağzı açık buldum. Kocama söylendim, o anasına söyledi. Birşey değişmedi.
Buzdolabı poşetine koydum, onu kapattı. En ideal saklama kabımızı bulmuş olduk.
Ağzı sıkıca kapanabilen cam kaba koydum, akşama ağzı açık buldum. Kocama söylendim, o anasına söyledi. Birşey değişmedi.
Ağzı sıkıca kapanabilen plastik kaba koydum, akşama ağzı açık buldum. Kocama söylendim, o anasına söyledi. Birşey değişmedi.
Buzdolabı poşetine koydum, onu kapattı. En ideal saklama kabımızı bulmuş olduk.
23 Eylül 2010 Perşembe
Yazmak ne kadar zor olabilir?
Kaynanam üniversite mezunu. Okuma yazma bildiği kesin.
Rica ediyoruz, şu tahtaya yazın lütfen: ne yedi, ne içti, ne zaman uyudu, ne kadar uyudu, bir eksik var mı ertesi güne alınması gereken.
Yok yok yok!
Kocama soruyorum neden diye, bıktım artık söylemekten diyor. Sen bıktıysan ben ne hissediyorum, düşün bakalım sevgili kocacığım?
Rica ediyoruz, şu tahtaya yazın lütfen: ne yedi, ne içti, ne zaman uyudu, ne kadar uyudu, bir eksik var mı ertesi güne alınması gereken.
Yok yok yok!
Kocama soruyorum neden diye, bıktım artık söylemekten diyor. Sen bıktıysan ben ne hissediyorum, düşün bakalım sevgili kocacığım?
Süper çözüm!
Eve girdiğimde kızım uyuyorsa kaynanam namaz kılmaya koşuyor ben eve girince. Ben de ellerimi yıkamaya giriyorum o sırada, çıktığımda kızıma uğruyorum, o sırada kaynanam hoop kapıyı kapatıp gidiyor, kayınpederimin gelip onu almasını beklemiyor bile.
Karşılaşmadan kapatıyoruz günü.
Win win situation!
Karşılaşmadan kapatıyoruz günü.
Win win situation!
Provokasyon
Bir gün önce çok önemli bir iş toplantısı vardı. Olağanüstü İstanbul trafiğinde gitmeye çalıştım, gidemedim. 4 saat sonra eve vardığımda aslında hiçbir yere gitmemiştim.
Ertesi gün eve girdim. Saat 18:30du ve elinde yeni hazırlanmış biberon vardı. Daha önce milyonlarca defa 17:00dan sonra herhangi bir yiyecek veya biberon verilmemesi konusunda konuşmuştuk. Baktım şöyle, selam verdim ve dedim ki:
- Mama mı hazırladınız? E ben nasıl emzirebilirim arkasından? Emmez ki?
- Bilemedim, geç gelirsiniz diye düşündüm?
- Neden, haber verirdim?
- E dün de geç kaldın ya.
- Hergün kalacağım anlamına gelmiyor ki?
- Kusuruma bakma ben hata yaptım. Ama sen beni affedersin. Nasıl olsa hergün hata yapıyorum.
- Anlayamadım?
- Sürekli hata yapıyorum ya, onu diyorum.
- Anlayamıyorum? dedim ve arka odaya geçtim. O sırada eşim geldi ve konu birden kapanıverdi. Tesadüf böyle birşey.
Ertesi gün eve girdim. Saat 18:30du ve elinde yeni hazırlanmış biberon vardı. Daha önce milyonlarca defa 17:00dan sonra herhangi bir yiyecek veya biberon verilmemesi konusunda konuşmuştuk. Baktım şöyle, selam verdim ve dedim ki:
- Mama mı hazırladınız? E ben nasıl emzirebilirim arkasından? Emmez ki?
- Bilemedim, geç gelirsiniz diye düşündüm?
- Neden, haber verirdim?
- E dün de geç kaldın ya.
- Hergün kalacağım anlamına gelmiyor ki?
- Kusuruma bakma ben hata yaptım. Ama sen beni affedersin. Nasıl olsa hergün hata yapıyorum.
- Anlayamadım?
- Sürekli hata yapıyorum ya, onu diyorum.
- Anlayamıyorum? dedim ve arka odaya geçtim. O sırada eşim geldi ve konu birden kapanıverdi. Tesadüf böyle birşey.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)